Hem kapak tasarımıyla hem de ismiyle merak uyandıran bir kitapla karşınızdayım. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın Modern Klasik Dizisi’nden. Almanca aslından çeviren Zehra Aksu Yılmazer öyle güzel bir önsöz yazmış ki kitaptaki öyküleri okumaya başlamadan önce mutlaka önsözü okumalısınız. Ekspresyonizmin ne demek olduğunu ve edebiyattaki yerini anlamak, alışılagelmişin dışında yazılmış olan bu kitaptan sıkılmamanız ve okuduklarınızı daha iyi anlayabilmeniz açısından çok önemli. Hatta çevirmenin önsüzünden küçük bir alıntıyla ekspresyonist edebiyat hakkındaki merakları biraz gidereyim diyorum.
“Ekspresyonist edebiyatın önemli bir özelliği de, üslubun düzyazıda bile yoğun bir şiirselliğe sahip olması. Zaten yazarların çoğu aynı zamanda, hatta daha ziyade şairdir ve metinleri düzyazı şiir olarak da görülebilir. Ayrıca, kullandıkları dil, amaçlarına uygun olarak, geleneksel dille bozuşarak kendi oyunlarını oynayan, gramerin eline avucuna sığmayan, başına buyruk bir dildir.”
Kitap hakkındaki kendi görüşlerime gelirsem, anlamakta zorlandığım bazı hikayeleri tekrar tekrar okuduğumu söylemeden geçemeyeceğim. Bu, zaman zaman sıkıcı olsa da birkaç kez okuduktan sonra öylesine derin şeyler ifade ettiğini fark ediyorsunuz ki o anki tatmini yazarak anlatmak benim için oldukça zor. ‘Sürekli bu şekilde hikayeler okur musun? ‘ diye sorarsanız. Hiç yalan söylemeyeyim sürekli okuyamam. Hayatın zaten yoğun olan temposunda bazen sadece dinlenmek için okuduğum kitapların sürekli bu kadar derin anlamlar ifade etmesi, tam olarak özümseyebilmek için tekrar tekrar okuma gereksinimi her zaman yapılabilecek bir şey değil bence. 84 sayfa olan bu öykü kitabının son sekiz sayfasında öyküleri yazan yazarlarla ilgili kısa bilgiler de bulabiliceğiniz söyleyerek, kitabı okumaya karar verdiğinizde yorgun bir zihne sahip olmadığınız bir zamanı tercih edin derim.
Ekspresyonist edebiyatı sever misiniz bilemem ama; alıştığınız tarzın dışında bir kitap okumak istediğinizde, bu öykü kitabı sizlere şiddetle tavsiye edilir!