Kütüphanem

Fil Saati

Son zamanlarda okuduğum en iyi roman bence. Soluksuz okunanilen, bir gün gibi kısa sürede bitirilebilen ve okurken inanılmaz derecede keyif alabileceğiniz bir kitap.

Geçmişle gelecek o kadar güzel harmanlanmış ki bir süre yazarın kurduğu o büyüden çıkamıyorsunuz. “Eee peki sen nasıl keşfettin bu kitabı?” derseniz, ben kapak tasarımına vurulup online satın aldım. Yazarı tanımıyordum daha önce yazdığı kitaplardan herhangi birini okumamıştım. Kısacası tamamiyle tesadüf. Kitap bana ulaştığındaysa içersindeki Fil Su Saati resmini gördüğümde “Nasıl yani?” dedim kendi kendime.

Daha önceden duymayanlar için Fil Su Saati hakkında kısa bir bilgilendirme yapmadan da geçmeyeyim istiyorum. Fil Su Saati 13. yy’ın ilk dönemlerinde El-Cezeri tarafından Diyabakır Kralı için yapılmış bir saattir. Her yarım saatte bir zamanı söyleyen bu saat o dönemin gelişmiş teknoloji göstergesi olarak kabul edilmektedir.

Kültürel ve bilimsel mirasları böylesine güzel harmanlamış olması romanı bambaşka bir boyuta taşıyor bence. Zamanın içinde gezinirken kuantum fiziğinin karmaşıklığında kayboluyor, Mevlana ile dinginlik yaşıyorsunuz. Her sayfasında ayrı bir bulmacayı çözmeye çalışıyor, sonra bu iş buraya nasıl bağlandı diyorsunuz. Tam çözdüm derken her şey daha da karmaşık bir hal alıyor. Kitabı bitirdim dediğinizde aslında hiçbir şeyin bitmediğini fark ediyorsunuz.

Romandan küçük bir alıntıyla yazımı sonlandırıyorum. Mutlaka okunacak kitaplar listenize ekleyin derim.

“.. Kişi kendisinin aynası olabilmeliydi ancak öğütülüp belli bir şekle girdikten sonra özgür olduğuna inandırılan hiç kimse kendi bilincine çarpmayı kabullenemezdi.”

Leave a comment